Türkiye mektubu: Ermenistan’ın ağır yenilgisi asıl şimdi başlıyor…

2021-12-01 12:15:00

Türkiye mektubu: Ermenistan’ın ağır yenilgisi asıl şimdi başlıyor…

Hurriyyet.az xəbər verir ki, Türkiyənin duayen qəzetçisi, Azərbaycan sevdalısı Ardan Zentürk Musavat.com üçün həftədə bir dəfə yazı yazır. "Türkiye mektubu" rubrikası altında yayınlanan yazılar orijinal ləhcədə - Anadolu türkcəsində təqdim olunur. Əminliklə inanırıq ki, hazırda hər bir azərbaycanlı Anadolu türkcəsində oxumağı və anlamağı tam olaraq bacarır. Üstəlik, hazırda Anadolu türkcəsi türk dövlət və toplulqları arasında ortaq türkcə rolunu oynamaqdadır.

Dəyərli Ardan Zentürkün 12-ci "Türkiye mektubu": ERMENİSTAN’IN AĞIR YENİLGİSİ ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR…

  • Türkiye, milli kapasiteleri sınırlı ama büyüme hayalleri yüksek üç devletle son 100 yıla sığan bir mücadelenin ülkesidir. Sınırlarını tayin etmek istemeyen devletleri yayılmacı heveslerden uzaklaştırmayı iyi biliriz…

Takvimlerin, 15 Mayıs 1919’u gösterdiği gün, Türkiye’nin Ege sahillerindeki güzel kenti İzmir’e çıkan Yunan ordusu, bu devletin kuruluşundan itibaren ana ideolojisi olan Megalo Idea, yani, yayılmacı/saldırgan “Büyük İdeal”in doğrultusunda “kutsal” kimlikli bir savaşın ordusu olduğuna inanıyordu.

Avrupalı büyük güçlerin desteğinde Osmanlı yönetimine karşı 25 Mart 1821’de başlayan isyan ve devamında kazanılan bağımsızlıktan itibaren sürekli genişleyen topraklara sahip bir devletin “Küçük Asya Macerası” Türkiye’nin Ege bölgesinin tamamını ele geçirme amaçlıydı.

Yunan ordusu, aslında İngiltere’nin kışkırtması, Fransa’nın onayı ile, 1917 tarihli İngiltere-Fransa-İtalya arasında imzalanmış Sain-Jean-de Maurinne Anlaşması’na (hiçbir zaman uygulanmadı)göre İtalya’ya bırakılmış topraklara adım basıyordu. İngiltere ve Fransa, yıkılmış imparatorluğun Anadolu coğrafyasında İtalya’nın geniş alan kazanmasını önlemeyi bu strateji ile düşünmüşlerdi.

Yunanistan’ı, Avrupalı büyük güçlerin korumasında Anadolu’ya çıkartan ana neden SINIRLARINI BELİRLEMEMİŞ BİR DEVLET OLMASIYDI…

“Büyük İdeallere” sahip, başkalarına ait toprakları kendileri için VAAD EDİLMİŞ TOPRAK kabul eden bütün milletlerin içine düşeceği vahim bir durumdan söz ediyoruz.

Yunanistan’ın kurulduğu günden itibaren izlediği yayılmacı/saldırgan siyaseti, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün komutasındaki Türk ordusunun, 9 Eylül 1922’de İzmir’e girmesi sonlandırdı.

Bu savaş, Yunanistan’ın okul kitaplarında “Küçük Asya Felaketi” olarak geçer, nedeni, yalnız bir savaş yenilgisi olmasının ötesinde Lozan Anlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle Anadolu topraklarındaki Rum nüfusun tamamının Yunanistan’a göç etmesi ve Rum nüfusun Türkiye’de sıfırlanmasıdır.

  • YAYILMACI DEVLETLER SINIR BELİRLEMEYİ SEVMEZLER…

Son yüz yılın iniş-çıkışlı tarihi, Türkiye’yi, sınırlarını belirlemek istemeyen ve küresel güçlerin desteğinde sürekli büyümeye çalışan 3 devlet ile yaşamaya zorladı: Yunanistan, İsrail ve Ermenistan…

Yunanistan’ın “Küçük Asya Felaketi”ne rağmen, büyüme arzusunun devam ettiğini, hazırladığı Akritas Planı ile Kıbrıs’ın tamamını ilhak etmeyi hedeflediğini gördük. Bu hayali de 20.Temmuz.1974 günü Kıbrıs topraklarına ayak basan ve o günden sonra yerinden kıpırdamayan Türk Silahlı Kuvvetleri sayesinde tarihe gömüldü.

9.Eylül.1922’de İzmir Hükümet Konağı’na çekilen Türk bayrağı, Yunanistan’ın yayılmacı milliyetçi ideolojisinin sonlandığı gündü. O bayrağı çeken kahramanlar:

Yüzbaşı Şerafettin, Teğmen Hamdi Yurteri ve Teğmen Ali Rıza Akıncı.

7.Kasım.2020’de Azerbaycan ordusunun kahraman neferinin Şuşa’ya diktiği bu bayrak, Ermeniler’in büyük güçlerin himayesinde sürdürdükleri yayılmacı ideolojinin de son gününü gösteriyordu.

Yunanistan’ı, bugünkü sınırlarına ikna eden esas güç, Türk askerinin süngüsü olmuştur.

YAYILMACI/SALDIRGAN MİLLİYETÇİ İDEOLOJİLERE SAHİP DEVLETLERİN SINIRLARINI BELİRLEMEK İSTEMEMELERİ, BU İDEOLOJİLERİNİN DOĞAL UZANTISIDIR.

Son örneği Ermenistan’dır…

  • SINIRLARI BELİRLEMEK ERMENİSTAN İÇİN YIKIMDIR…

Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin yıkılışı sürecinde, bağımsızlık mücadelesi veren bir milletin topraklarına göz dikti, devamında da işgal etti. Tıpkı Yunanistan’ın 20’nci yüzyılın başındaki yayılmacı siyaseti gibi, Azerbaycan’a ait toprakları, Dağlık Karabağ’ı kendine bağlamak, hatta, sürdürdüğü sözde soykırım iddialarıyla Türkiye’ye dönük tazminat/toprak taleplerini yükseltmek istedi.

Bu nedenle, hiçbir zaman, milli sınırlarının uluslararası anlaşmayla belirlenmesine yanaşmadı.

9 EYLÜL 1922’DE İZMİR’E GİREN MUSTAFA KEMAL KOMUTASINDAKİ TÜRK ORDUSU NEYSE, 7.KASIM.2020’DE ŞUŞA’YA GİREN ALİ BAŞKOMUTAN İLHAM ALİYEV KOMUTASINDAKİ AZERBAYCAN ORDUSU DA ODUR…

Her iki olay, yayılmacı milliyetçiliğe sahip iki farklı milletin, Türk milleti karşısında yaşadığı ağır yenilgilerdir.

10.Kasım.2020 Anlaşması, Ermeni yayılmacılığının, Ermeni Megalo Ideası’nın tarihe gömüldüğü tarihe gömüldüğü gündür.

  • ERMENİ YAYILMACILIĞININ SONLANMASI, TÜRKİYE İÇİN DE MÜHİMDİR…

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk ile Sovyetler Birliği’nin kurulmasına yol açan Bolşevik Devrimi’nin lideri Lenin, 1920’li yılların dünyasında belki “yoldaş” değillerdi ama, “iyi dost olmayı” başarmışlardı. Lenin için, Anadolu’da İngiliz-Fransız önderliğindeki Batı sömürgeciliğine karşı savaşan Mustafa Kemal’i desteklemenin,  kendi devriminin geleceği açısından stratejik önemi vardı, öyle yaptı.

Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında 1925 yılında imzalanan Saldırmazlık Paktı, bu anlayışın ürünüydü, 1945 yılında bu anlaşma sonlandığında, Moskova’da Lenin’in makamında oturan Stalin açısından durum farklıydı, o, eski sınırları gündeme getirerek Sovyetler Birliği bünyesindeki Ermenistan’ın sınırlarını genişletmeyi, böylece Karadeniz’in kıyılarında tam hakimiyeti kurmayı amaçlıyordu.

Ermeni lobisi, Stalin’in yardımcısı Lavrenti Beriya ile birlikte çalışarak Kars, Iğdır, Ardahan hatta Erzurum üzerinden Karadeniz’e ulaşan geniş bir coğrafyanın Sovyetler’e, daha açık ifadeyle o günkü adıyla Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmasını zorluyordu.

Bu hayal olmadı. Aksine, Sovyetler’den gelen yayılmacı bu talebin devamında Türkiye NATO üyesi oldu, Soğuk Savaş yıllarında Sovyetler ile tam karşı cephede büyük bir mücadele verdi.

  • SOÇİ’DEKİ ANLAŞMA AĞIR YENİLGİNİN KABULÜDÜR…

Rusya’nın Soçi kentinde gerçekleşen Aliyev-Putin-Paşinyan buluşmasından Ermenistan’ın sınırlarının belirlenmesi konusunda tam mutabakat çıkması Erivan’ın 2’nci Dağlık Karabağ Savaşı’nın sonucundan dönüş olmadığını anlaması açısından önemliydi.


Tarihsel zeminde bakıldığında, Rusya lideri Vladimir Putin’in davetiyle Soçi’de bir araya gelen Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın “sınırları belirleme” anlaşması önemlidir.

Bu adımla birlikte, Ermenistan artık, mevcut sınırları içinde egemenliğini kabul eden, bu sınırların dışındaki milliyetçi/yayılmacı hedeflerini rafa kaldıran bir kimlik kazanmaktadır.

BU, ERMENİ MEGALO IDEASININ ÇÖKÜŞÜ, BÜYÜK DEVLETLERİN KANADI ALTINDA EGEMENLİK ALANINI GENİŞLETMEYİ SİYASET HALİNE GETİRMİŞ BİR MİLLETİN ARTIK BU POLİTİKASININ SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINI ANLAMA ANIDIR…

Konu artık kapanmıştır…